عليك أن تذهب وقال والدي
الفضاء في السماء ، والأب
2010 gelmiş ve 9'u devirmişti.. gözlerimizin önünde bir domino taşı gibiydi 9.. gelirkenki ihtişamı yoktu giderken.. suskundu, sessizdi, üzerinde yük vardı fazlaca..
herkes kendi soru(n)larını kolayca yükle(n)mişti üzerine.. suçlu belliydi, cezası sürgündü.. hatıralarda olacaktı ve adını anacaklardı birkaç cümlede.. kimi hüzün kokan kimi çilek..
duramadı daha fazla 365 gün olmuştu, ki bu bile fazlayken son 6 saatte mesaiye kalmıştı.. durmadı zaten dayanamadı da daha fazla yüreği, arkasını bile bakmadan aldı paltosunu gitti..
bir hoşçakal diyeni bile olmadı...
...
Gelen gideni aratır derler ve ben bu lafa denk her yeni gelende giden(ler)imi daha çok arar oluyorum..
Giden zaman Dali tablosu kadar kıymetleniyor, yaşan(an-lar) tur bindirdikçe. Giden günler geri gelmiyor.. Gidenler geri gelmiyor..
Önceleri geleni kabul edemiyor sonra gidenin arasına alıyor onada kucak açıyorum.. Kollarım genişledi, biliyorum.. Hiçbir zamanı kıyıpta atamıyorum, eskiler yeniler hepsi kollarımda, koynumda, yüreğimde, aklımda.. bedenimin boşta kalan yerlerine tıkıştırıyorum hepsini, dolaba sıkıştırılan çoraplar gibi.. arada açıyorum, derleyim toplayım dİye ama olmuyor, yapamıyorum.. atamıyorum.. özlüyorum eski zaman(lar)ı.. giymek istiyorum, olmuyor, küçük kalıyor büyüyen benim üzerinde..
Ben eskimek istemiyorum.. Eskiye dönmek istiyorum.. Tüm eskilerimi yeniden giymek, tekrar tekrar yaşa(t)mak istiyorum...
Biliyorum vurmayın yüzüme o iğrenç bakışlarınızı, sevimsiz gülüşlerinizi, biliyorum.. Mümkün değil.. Olanağı yok.. Dayanaksız.. Temelsiz..
Ama bir hayal işte, eski(ler)den kalma..
Şimdi alın istediğinizi, verin bana istemediğinizi.. Sakın ağzınıza almayın adını, söylemeyin ismini, susun..
Sadece susun..
Elim, ayağım gitmiyor,direniyor; aklım olur olmadık yerlerde, durduralımıyor..
Gün geceye kavuşunca, alkol kana karışınca yada hayaller gömülünce toprağa insanlıktan çıkan bir yaratık, azılı bir katil yada bir
Ilık su iken buz tutyorum göllerde veya kanlı taze bir et iken kokuşuyorum mezbahada..
.............
Korkuyorum, yakal(an)ıyorum, ateş basıyorum, terliyorum, merak ediyorum, iz sürüyorum, takip edi(li)yorum, ölüm fermanımı okuyorum, ağlıyorum, gülüyorum ama yine yapıyorum hep yapıyorum.. Çünkü içimdeki beni yok edemiyorum..
Heyecanlandıran bir tarafı da var, ama elini kana bulayıp alnına sürebilecek kadarda deli..
Beyninin her iki yanını da kullanabilen enderlerden ama dehşet planları yapabilecek kadarda uçuk.. Tutkulu ve çekici bir köşe ama aptal bir kız çocuğu gibi hareket edecek kadarda masum..
Arsız bir zırdeli.. Ruhunu şeytana satmış bir dilenci.. Kalbi delik bir sporcu.. İçi çürük bir incir.. Metastasa uğramış bir beden..
............
Sonucu yok ve sonuncu değil, kar güdülmeyen bir ortaklık ve yok bir evlilik sözleşmesi arada.. ben kendimi O' na bıraktım.. O'nun için çalışıyor, O'nun (pis) işleri ile uğraşıyorum..
Günü gelince ise sadece bir oyun oynayacağım.. Tek bir kurşun.. Ve geriye kalan tek bir BEN..
Hangimize yer yok?



devam edecek...

Kaynağım siz, sebebim sizl(er)
Hava soğumuş, ayaz yapmış.. nazlanmamalı, yağmalı artık kar, yağmalı ve arınmalı heryer pisliklerden..
ellerim soğuk ve daha beyaz, ensemde hissediyorum ayazı.. içim üşüyor, içim sızlıyor..
.....
yağmalı artık kar ve arınmalıyım senden.. Ve akıp gitmelisin sonra eriyen karla tenimden..
bir fincan kahve alıp camın kenarına ilişiyorum. Deniz her zamankinden daha koyu, küçük dalgalar oyun oynuyorlar üzerinde.. Gemiler, yolculuk nereye? Banada yer varmı seferinizde? Sokak bomboş.. Herkes kendi kuytusuna çekilmiş, kendi derdine düşmüş.. dolanan siyah bir kedi var etrafta sadece.. Sahi ne çok severdin sen siyah kedileri! Sen severdin, ben bakardım size.. Sen ellerini gezdirdikçe saçını okşuyorum derdin.. peki ya şimdi ben dokunsam o siyah kediye..?
...............
Hava çok soğuk.. Nefesimin camda yaptığı buğuya bakıyorum boş gözlerle ve istemsiz adını yazıyorum bulduğum her buğulu kısma camda.. Oysa sen hep kalp çizerdin buğulara, içine harflerimizi yerleştirirdin.. Ben öylece bakardım size..
.............
Ben hep senin oldum ama hiç sen olamadım! şimdi bu yüzden bir cam kenarında ve teninden yakınım..
bir sigara daha.. artık saymıyorum.. anlamıyorum kitabı, tutmuyorum hesabı.. her bir eksik, hep bir sen eksik çıkıyor.. Olmuyor.. saymıyorum bu yüzden.. Ölmekse arpadan olsun diyorum inadına..
Sen kızardın ben yaktıkça, söylenirdin.. Dinlemezdim ben, bakardım sadece
Sen benim üstüme titrerdin, ben üşüdün zannederdim.. Sen gözümün içine bakardın, ben birşey mi var derdim.. Sen öperdin beni, ben çekerdim elimi.. Sen hep yaptın, ben hep yanlış anladım.. Şimdi ben yapmak istesem..?
biliyorum, bazı şeylere geç kalırız ya hep hayatta, işte bende senin trenini çoktan kaçırdım.. Şimdi başka yolcular başka duraklar var.. Ve herkes bir haz seferine yolculuk yapabilmek için beklemekte saatini..
Ben camın kenarında.. Hava ayaz, karşımda deniz, elimde kahvem..
Hoşçakal...