29 Ocak 2010 Cuma

1eysel soluk-5


 
 
 
 
 
et ve tendir,
beden için gereklilik..

yürek başka birşeydir ama..

ona et ve ten değil, ruh gerekir..
 
 
 
 

 

14 Ocak 2010 Perşembe

Sevdiklerim 25




 
 
 
 
Gidene kal demeyeceksin..

Gidene kal demek zavallılara
Kalana git demek terbiyesizlere
Dönmeyene dön demek acizlere
Hak edene git demek asillere yakışır

Kimseye hak ettiğinden fazla değer verme
Yoksa değersiz olan hep sen olursun..

Düşün,
Kim üzebilir seni senden başka
Kim doldurabilir içindeki boşluğu, sen istemezsen
Kim mutlu edebilir seni,sen hazır değilsen
Kim yıkar, yıpratır, sen izin vermezsen
Kim sever seni,sen kendini sevmezsen..
Her şey sende başlar.. biter..
Yeterki yürekli ol tüketme
Tüketme içindeki yaşama sevgisini
Ya çare sizsiniz, ya da çaresizsiniz

Öyle bir hayat yaşadım ki,
Cenneti de gördüm, cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki,
Tutkuyu da gördüm, pes etmeyide
Bazıları seyrederken hayatı en önden
Kendimi bir sahnede buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişlerdi ki;
Okudum, okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde
Hem kızdım, hem güldüm halime

Sonra dedim ki; söz ver kendine
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
Uçmayı biliyorsan, düşmeyi de bileceksin
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredeceksin..
 
 
 



 
Behçet Necatigil - Nietzche
 
 
 
 
 
 

10 Ocak 2010 Pazar

Uğur'(c)um...






bu dünyayı hep önce terk etmek isterdim ki kimsenin acısını görmeyeyim diye.. egoistlik değildi bunun adı, katlanamamaktı, kabul edememekti gideni, alışılamamaktı adı..

ama katlanılıyormuş da alışılıyormuş da yokluğuna..

alışılıyormuş boş duran tv koltuğuna, akşam olunca terliğinin bir köşede durmasına, sessizliğine, anahtarı çekmecesinde durupta sahibini bekleyen arabasına, banyoda kuru kalan el havluna, ilaçları dolabında karıştırılmayı bekleyen, tansiyon aleti kolunu arayan, sabahları şeker aleti ölçülmeyi bekleyen.. katlanılıyormuş yokluğuna...


içim buruk şimdi, içimde bir sızı öksüz kalan yarım.. kafamı sinirlendiğimde dayayamadığım bir omuz, ağlayamadığım, paylaşamadığım koca bir yürek..

seninle birlikte hislerimi de gömdüm toprağa, tam 7 gün oldu..

ağla(ya)mıyorum artık.. okuyorum ardından sana ulaşmak, seni hissetmek için..

aklımda kalan son kare.. kahvaltı sofrasından kalktığımız ve seni öpüp uğurladığım an, bir de hep anlattıkların hayat üzerine, öğütlerin, paylaşımların ve yeri gelipte ortalığı yıktığın fıkraların..

geride bıraktığın ki herkese dediğin gibi gurur duyduğun bir eş ve 3 kızın..

sen olamayız biliyoruz ama senin gibi olmaya çalışacağız, yolundan gidip izini süreceğiz.. sen yerinde rahat uyu Uğur'(c)um (konuşmayı ilk öğrendiğimde baba demeyipte adını söylediğim), sevdiğin ağaçların altında, yeşili bol, havası temiz mekanında..

bugünde dualarımız seninle babammm..

kalbim seninle, hislerim toprağında..






07 Ocak 2010 Perşembe

02/01/2010

 
 
 
 
 
 
عليك أن تذهب وقال والدي
gitme dedim gittin baba..
 

الفضاء في السماء ، والأب
mekanin cennet olsun babam...
 
 
 
 
 
 

01 Ocak 2010 Cuma

gİtme...






2010 gelmiş ve 9'u devirmişti.. gözlerimizin önünde bir domino taşı gibiydi 9.. gelirkenki ihtişamı yoktu giderken.. suskundu, sessizdi, üzerinde yük vardı fazlaca..

herkes kendi soru(n)larını kolayca yükle(n)mişti üzerine.. suçlu belliydi, cezası sürgündü.. hatıralarda olacaktı ve adını anacaklardı birkaç cümlede.. kimi hüzün kokan kimi çilek..
duramadı daha fazla 365 gün olmuştu, ki bu bile fazlayken son 6 saatte mesaiye kalmıştı.. durmadı zaten dayanamadı da daha fazla yüreği, arkasını bile bakmadan aldı paltosunu gitti..

bir hoşçakal diyeni bile olmadı...
...



Gelen gideni aratır derler ve ben bu lafa denk her yeni gelende giden(ler)imi daha çok arar oluyorum..
Giden zaman Dali tablosu kadar kıymetleniyor, yaşan(an-lar) tur bindirdikçe. Giden günler geri gelmiyor.. Gidenler geri gelmiyor..


Önceleri geleni kabul edemiyor sonra gidenin arasına alıyor onada kucak açıyorum.. Kollarım genişledi, biliyorum.. Hiçbir zamanı kıyıpta atamıyorum, eskiler yeniler hepsi kollarımda, koynumda, yüreğimde, aklımda.. bedenimin boşta kalan yerlerine tıkıştırıyorum hepsini, dolaba sıkıştırılan çoraplar gibi.. arada açıyorum, derleyim toplayım dİye ama olmuyor, yapamıyorum.. atamıyorum.. özlüyorum eski zaman(lar)ı.. giymek istiyorum, olmuyor, küçük kalıyor büyüyen benim üzerinde..

Ben eskimek istemiyorum.. Eskiye dönmek istiyorum.. Tüm eskilerimi yeniden giymek, tekrar tekrar yaşa(t)mak istiyorum...

Biliyorum vurmayın yüzüme o iğrenç bakışlarınızı, sevimsiz gülüşlerinizi, biliyorum.. Mümkün değil.. Olanağı yok.. Dayanaksız.. Temelsiz..

Ama bir hayal işte, eski(ler)den kalma..

Şimdi alın istediğinizi, verin bana istemediğinizi.. Sakın ağzınıza almayın adını, söylemeyin ismini, susun..
Sadece susun..









31 Aralık 2009 Perşembe

ikibin-10


İsteklerinizi tatmin eden yeni ve (u)mutlu bir yıl diliyorum...


Aşk ve Zehİr

28 Aralık 2009 Pazartesi

the trauma/heart

......................

......................

Elim, ayağım gitmiyor,direniyor; aklım olur olmadık yerlerde, durduralımıyor..

................

.................

Gün geceye kavuşunca, alkol kana karışınca yada hayaller gömülünce toprağa insanlıktan çıkan bir yaratık, azılı bir katil yada bir kan emici oluyorum.. Değişime uğruyorum.. Yarattığım diğer beni durduramıyor, O'na söz geçiremiyorum. Fiziksel ve kimyasal tüm değişimleri yaşıyorum..

Ilık su iken buz tutyorum göllerde veya kanlı taze bir et iken kokuşuyorum mezbahada..

.............

Korkuyorum, yakal(an)ıyorum, ateş basıyorum, terliyorum, merak ediyorum, iz sürüyorum, takip edi(li)yorum, ölüm fermanımı okuyorum, ağlıyorum, gülüyorum ama yine yapıyorum hep yapıyorum.. Çünkü içimdeki beni yok edemiyorum..

................

.................

Heyecanlandıran bir tarafı da var, ama elini kana bulayıp alnına sürebilecek kadarda deli..

Beyninin her iki yanını da kullanabilen enderlerden ama dehşet planları yapabilecek kadarda uçuk.. Tutkulu ve çekici bir köşe ama aptal bir kız çocuğu gibi hareket edecek kadarda masum..

...............

Arsız bir zırdeli.. Ruhunu şeytana satmış bir dilenci.. Kalbi delik bir sporcu.. İçi çürük bir incir.. Metastasa uğramış bir beden..

............

Sonucu yok ve sonuncu değil, kar güdülmeyen bir ortaklık ve yok bir evlilik sözleşmesi arada.. ben kendimi O' na bıraktım.. O'nun için çalışıyor, O'nun (pis) işleri ile uğraşıyorum..

..............

................

Günü gelince ise sadece bir oyun oynayacağım.. Tek bir kurşun.. Ve geriye kalan tek bir BEN..

Hangimize yer yok?

© Aşk Ve Zehir - Template by Blogger Sablonlari